23 Şubat 2011 Çarşamba

Vefayla kal can...

Sen geçmişi bana bırak can!

Vefa nedir, bilir misin? Vefâ arkanda bıraktığını, giderken yaktığını yabana atmamandır. Vefâ; dostluğun asaletine, bir dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır. Vefâ; ötelerin sonsuz mükafatı karşısında, cehennemi hafife almaman, ulvi güzellikleri dünyaya satmamandır.
Şimdi ayrılık vakti can! Gecenin en karanlık vakti. Vaktin Yaratıcısı, az sonra geceden gündüzü doğuracak. Vakit gitme vakti, bizden aldıklarını gitmesi gereken yerlere iletme vakti...
Al can! Bu heybe senin. Sol yanımdan bir parça kopardım senin için; tâ özümden, tâ közümden...
Birazdan sabah olacak; yağmur yağacak... Ardından gökkuşağı, sonra güneş... Sıcacık, apaydın, pırıl pırıl... Hep böyle oldu, tarihte hep karanlık yenilgiye teslim oldu, güneş kazandı.

Unutulmaması gereken güzellikler karşısında arslan kesil kendi içinde. Âsi bir kartal gibi yırt karanlıkların çirkin yüzünü, meydan oku karanlıklara. Çılgın bir küheylan gibi vefâyla meydan oku fırtınalara...
 
Yarasaların gözleri kamaşacak diye, Güneş doğmaktan vazgeçmez.
Fırsatları kaçırıp da, Kâlû Belâ'ya vefâsız olma! Fırsatlar bulutlar gibidir, gelir ve geçer.Sakın ha! Fırsatları kaçırıp da, kaybetme bedbahtlığıyla yok olma. 
Vasiyetim olsun:
Vefayla kal can

Hz Şems ve Hz Mevlana: Mevlana'nın söylediği ve günümüze kadar insanlığa ...

Hz Şems ve Hz Mevlana: Mevlana'nın söylediği ve günümüze kadar insanlığa ...: "· Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi o..."

Gül ola...

Oğuz Atay dan..
Gücendim! Olric
Gücüne mi güvendin de yaktın yıktın, viran eyledin bu gönlü bir s...öz ile!
Söz ola ki kalbi ağarta...
Söz ola ki aşkı anlata...
Söz ola ki özü parlata...
Köz olmaya bu gönle,
Kör olmaya, kördüğüm olmaya!
"Gül" ola, Güldüğüm ola! Olric...güldüğüm ola...

 Rabindranaht Tagore

şimdim...

Dünüm "firar etti "bugünümden.Bugünüm "bîtap düştü " dünümden..Yarınım mı ? MUAMMA!

Benim sadece şimdim var...

Henüz vakit varken...

Henüz vakit varken...Aslında öyle anlamlı bir cümledir ki. Vakit varken yapabileceklerimizi yapabilecekken...Sonra mı ''keşke'' lerle dolu bir hayat. Hayat bu kadar uzun değil ki, bu kadar kaz kafalımıyız desem belki de kazlara haksızlık etmiş oluruz...Hani angut musun deyip aslında eşi öldüğü için başında ölümü seçen aşkın kuşuna yaptığımız haksızlık gibi...En azından ben haksızlık yapmayıp aşkın kuşu sıfatını eklemiş olayım:)
Henüz vakit varken özleyelim doyasıya...
Henüz vakit varken sevelim doyasıya...
Henüz vakit varken soluklanalım beraber yaşamın kıyısında...
Henüz vakit varken yaşamdan çalalım anları...
Henüz vakit varken beraber gülelim...
Henüz vakit varken o deniz kenarında dalgaların kıyıyla buluştuğu gibi buluşalım seninle...
Henüz vakit varken,elinin sıcağı elimin sıcağını unutmamışken tutuşalım elele...
Belki yarın hiç yoktur ikimiz için ne önemi var...Bugün için vaktimiz var ya!
Bir adım at, henüz vakit varken...Gel ki vakitler şenlensin, belki yarın hiç yoktur.
Henüz vakit varken, anlamak, anlaşılır olmak zaten hayat ta şimdi de saklı değilmidir?
O deniz kenarında, o yıldızların altında dalgaların kıyıyla buluştuğu an da bekliyor bizi aşk...
İpekce...






-HENÜZ VAKİT VARKEN GÜLÜM

Henüz vakit varken, gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
...henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri
Volter Rıhtımı’nda dayayıp seni duvara
öpmeliyim ağzından
sonra dönüp yüzümüzü Notrdam’a
çiçeğini seyretmeliyiz onun,
birden bana sarılmalısın, gülüm,
korkudan, hayretten, sevinçten
ve de sessiz sessiz ağlamalısın,
yıldızlar da çiselemeli
incecikten bir yağmurla karışarak.


Nazım Hikmet RAN

Aşk aranmaz,karşına çıkar,çıkdığında da çoşma demek olmaz!

Deniz kenarına git de, "Ey deniz; coşma, dalgalanma!" de, Deniz seni dinler mi?
HZ.MEVLÂNA

aşk senden büyük yokmuş...

Dilersen hiç konuşma.Ben kelamlarmı çürüttüm yolunda.Çarpsada bir tokat gibi yüzüme,her harfi yoluna heceledim.Ve bilesin üstüne aşkı giydirdiğim,Söz verdim ben bu yüreğe,Hiçbir harfi sensiz bir cümleye kurban etmedim.
ŞEMS-İ TEBRİZ